Yunus Beye Teşekkürler...
BÜYÜKŞEHİRDE CENAZE NAMAZI
Üst geçidin altından ve üstünden yoğun şekilde akan trafik… Özel otolar, ticari araçlar, tiz sesiyle korku ve şüphe uyandıran ambulanslar… Uzak planda inişe geçen veya uçuşa kalkan uçaklar…
Ve üst geçidin hemen yanında kendine yer bulmuş büyükçe bir cami. Bu hareketlilikten rahatsız olduğunu, mekânına bir türlü alışamadığını hisseder gibiyim. Şaşkın şakın etrafına bakarken olan biteni anlamaya çalışır gibi bir hali var.
Küçük bahçesinde bir cenaze. Belediye aracında öylece bekliyor. Sağda solda birer ikişer öbek oluşturmuş insanlar. Kimi sessiz, kimi bir şeyler konuşuyor. Biz de bir grup oluşturuyoruz. “uzun zamandır kanser tedavisi görüyordu. Bir haftadır da hastanede imiş. Ancak kimseye haber verilmemesini istemiş rahmetli. Devletini düşünen, titiz bir memurdu. Allah rahmet eylesin.” Diye söze giriyor birisi. Sonra bir diğeri geçmişte yaşadığı bir anısını aktarıyor. Derken kalabalık biraz daha artıyor. İnsanlar birbirine baş sağlığı diliyor ancak cenaze sahibini bilene aşk olsun. Hani şöyle kenarda kederli, gözleri yaşlı birilerini arıyoruz ama nafile.
Neyse, cenaze araçtan indiriliyor. Bu cami avlusunda ne yazık ki çocukluğumun korkulu siluetlerinden musalla taşı yok! Hemen bir bankanın hediyesi olduğu anlaşılan iki bank birbirine paralel yerleştiriliyor ve cenaze de onların üstüne konuyor. Genç imam… Şu büyük şehirde şu günde kim bilir kaçıncı cenaze namazını kıldırmak üzere bizleri şöyle bir süzdü. Yine alışılagelen şekliyle cenaze namazının nasıl kılınacağını tekrar etti. Öyle çabuk hareket ediyor ki belki de bir başka cenazeye yetişmesi gerekiyor. Hani insan şu bizim köyün imamını arıyor; Cenaze sahibinin kederini hisseden, gözyaşıyla ona eşlik eden…
Neyse… Namaz kılındı. Helallikler alındı ve mezarlığın yolu tutuldu. Cenaze aracı akan trafikte. Durun yahu! Bakın bir cenaze gidiyor, biraz saygı, biraz ilgi lütfen! Nafile, insanlar öylece, kendi istikametlerinde…
Ya, burası mezarlık mıydı? Oysa hemen her gün yanından geçiyoruz. Hay Allah! Hızla akan trafiğin hemen yanında, tabi yeşilliklere bezenmiş… Ya arkadaşlar biraz rahat olun, şöyle etrafa bir bakın, kimler gelmiş, kimler gitmiş. Ama nafile, hızlı adımlarla cenazenin defnedileceği mezara doğru bir koşturmaca… Nerede o kurumuş otlar arasında, odun kömürü ile üzerine mevtanın ismi yazılan musalla taşları. Nerede o isimsiz, artık yol olmuş mezarlar. Yok, burada her şey daha nizami! Bütün mezarlara özenilmiş. Öyle karışıklık falan yok.
Cenaze defnedildi. İmam, kalan görevlerini de tamamladı. Dualar okundu. Sağda solda olan biteni izleyenler birer ikişer geldikleri istikamete doğru yol aldılar. Mezarlıktan çıktığımızda hayat bütün hızıyla devam ediyordu.
…
Bir minibüs aniden durdu, bir yolcu aldı ve hızla uzaklaştı.
El ele tutuşan gençler, gülerek karşı kaldırıma geçti.
Cami yolunu mesken tutan ihtiyar, kâğıt mendil demetini uzatmış öylece duruyordu.
…
sevgili yunus kardeşim dogru dersin büyük şehirlerdeki cenaze öle ama suçatındaki gibi mezar eşen cenaze yıkayana değil bir tas su dökene para hatim okuyanlara tek tek para yok be kardeşim. kendi köyümüzde cenazede herşey para buda bizim köyümüzün ayıbı bence bundan sonra belki düzelir diyecem ama nerde .....